Londra Gezi Rehberi

DİKKAT DİKKAT 🙂 BU YAZI YAKLAŞIK 4000 KELİME İLE EN UZUN GEZİ YAZISI OLDU! MÜMKÜNSE SESSİZ BİR ORTAMDA, 1 BARDAK ÇAY EŞLİĞİNDE OKUNMASI TAVSİYE EDİLİR 🙂

O yılda 19 milyon turist ile bir rekortmen,

8.1 milyon nüfusu ile tam bir metropol,

Trafiğin ters aktığı, prizin farklı olduğu, direksiyonun terste olduğu, kısacası herşeyi, herkesten farklı yaşayanların yaşadığı;

Victorya’sından Elizabeth’ine, Diana’sından, Camilla’sına, güncelde Kate’inden, Meghan’ına kadar her mimiğinden her hareketinden anlam aranan kraliyet ailesine,

Dünya’nın en güzel iyi üniversitelerinin var olduğu, (yazar burada bir ahh ah çekiyor)

Yüzyıllar boyunca onlarca savaşa, vebaya, isyana, hastalığa artık ne varsa yaşamış,

Dünya’ya bir dönem sömürgecilik ile işgal etmiş, medeniyetini her yere yaymış,

Hayran bırakan Aksan’a sahip insanların yaşadığı, (r leri yutuyoruz 🙂 )

gibi gibi gibi onlarca nevi-şahsına münhasır birçok karakteristik özelliği ile Birleşik Krallığın kalesi ve başkenti Londra Gezi Yazısı başlıyor efendim.

Genel İzlenimler & Kabuller:

Money Money Money Must be Funny:  Bir ABBA fan’ı olarak bu başlığımı çok beğendim 🙂 Tabi ki hangi havaalanına inmelisiniz, merkeze nasıl geçmelisiniz bahseceğim. Ama Londra diyince herkes önce maddiyat odaklı bir tırstığından buradan gireyim dedim. Sterlin to TL yaşayacağınız için herşey pahalı geliyor, eğri oturalım doğru konuşalım! Ama size burada garip bir şey söyleyeceğim ki, bence Londra, diğer Avrupa ülkelerinden daha uygun! Şöyle ki Tesco’da 6 lı koca koca su 1.5 Pound. Yani 11 TL. Türkiye’de de 6’lı su o fiyat aşağı yukarı. 4 kere gittiğim canım Amsterdam’da 1.5-2 Euro’dan aşağı su (tekli fiyattan bahsediyorum) bulamıyorsunuz, Paris merkezde bu 5 euro’lara kadar çıkıyor dolayısıyla temel ihtiyaçlarda Londra beni üzmedi diyebilirim.

Örnek vermem gerekirse Starbucks’lara latte 2 pound. Bigmac (hemen bankacılık reflexleri, Bigmac Index’i 🙂 ) 2.95 pound. Dolayısıyla Londra gezisini delay edeceğiniz bir durum yok. Restoranlara gelecek olursam, orta-üst sınıf bir yerde max. iki kişi 30-35 pound ki bu bantlara sadece 1 yerde çıktım, aşağıda bahsedeceğim, genellikle ortalama 25 pound’a iki kişi ziyafet çekip, tokluktan halay çekecek moda girebilirsiniz. Ben onu da yapmam derseniz Tesco’yu akrabalarınızdan daha çok seveceğinize garanti verebilirim. Efsane ürünler var ve çok uygun, bizim BİM gibi değil de File gibi düşünün. Süt 0.7 pound, 6’lı yumurta 0.95 pound, taze sıkım portakal suları 1-1.5 pound. Mutfak imkanlı bir yerde kalıyorsanız 3’lü margarita pizza 5 pound gibi. Yani yemede-içmede büyük buhranlara gerek yok. Helal food algısı ise tavan yapmış durumda. Türkiye’de o kadar duyarlı davranmıyoruzdur o kadar diyeyim. Her mekanda, her market ürününde helal / RAW / vegan / vegeterian gibi uyarı işaretleri var. Çok Müslüman var Londra’da. Bknz: Londra Belediye Başkanı. Biz gitmeden önceki gün Trafalgar Meydanında iftar varmış 🙂 daha ben ne diyeyim 🙂

IMG-2217

Ulaşım: Londra’da Heathrow başta olmak üzere, Gatwick, Stansted, City, gibi gibi 6 tane havaalanı var. TR’den ilk 3’üne uçak gidiyor. Heathrow direkt merkez ile Underground yada Tube dediğimiz metro bağlantılı olanı. En ucuz ulaşım buradan yapabilirsiniz. Diğerlerinde Express otobüsler mevcut, onlarda 1 saat gibi sürelerle merkez bölgeye erişebiliyorsunuz. Yaklaşık ücret 10 pound.

Ben bu yolculukta ilk defa British Airways tercih ettim. İkram vs yok, ücreti karşılığında alabiliyorsunuz ürünleri, su 1 pound, sandviç 3 pound gibi fiyatları vardı yanlış hatırlamıyorsam. Uçakta M&S Food ürünleri satılıyor. Evet bildiğimiz kıyafet markası Marks and Spencer 🙂  İngiltere aynı zamanda yemek işinde de varmış. Londra’nın pek çok yerinde hem restoran olarak hem de giysi mağazası mevcut, zaten UK markası. Her neyse, B.A’ya geri dönecek olursam, burada şöyle bir trick verebilirim size. Bilet alırken bavul vereceğim ve koltuğumu kendim seçeceğim derseniz +30 usd civarı ücret ödüyordunuz. Ben gerek yok diyerekten almadım. İyi ki de almamışım, kabinde, kabin bavulu olmak şartıyla 25 kg kişi başı taşıyabiliyorsunuz. (Pegasus’ta bu 8 kg) Ancak buna da gerek kalmıyor. Uçağa geçerken görevliler dilersek uçağın altı dediğimiz bagaj bölgesine de ücretsiz alıyorlar. Heatrow’da güvenliği geçinde adamlar ayrı bir yer bile yapmış, dilerseniz verin bavulu taşımayın diye. O zaman da insan soruyor neden 30 usd fazla vereyim ki diye. British Airways ile uçacaksanız buna dikkat.

IMG-2223

Heathrow’a indikten sonra aman aman aman dikkat!! Heathrow Express kullanma gaflet, dalalet ve hatta hıyanetine asla düşmeyin benim gibi. Google Maps onu veriyor diye, saf saf bindiğimiz Heathrow Express ile (ki görevliler de yönlendirmiyor çakallar, 2 farklı kadına sordum oysa ki) Oyster Card’dan (bizim akbil gibi düşünün) çat diye kişi başı 25 pound kesti. Ki bu benim 3 günlük yol ücretimdi! Kısacası iyi bir başlangıç olmadı. Uçak bileti paramın neredeyse 1/3’ü kadar ücreti havaalanından merkeze geçmek için vermiş oldum. Tabi 7.5 ile de çarpınca insan üzülüyor, neyse sonradan Londra metrosunu ve işleyişini de çözmüş oldum, ama insanın tadı gidince bir kere zor toparlıyor 😦

Londra’ya iner inmez ilk işiniz hemen bir Oyster almak olsun. Oyster’da kalan bakiyelerinizi ve girişte vermiş olduğunuz 5 pound’luk depozito ücretini de iade alabiliyorsunuz çıkışta havaalanından. Sözün özü: Heatrow Express’ten uzak duruyoruz, Piccadilly Line denilen hatta binip kolaylıkla merkeze gidiyorsunuz. Bir link ekliyorum, sitede adamlar feci yalın anlatmış, ben zamanında bakaydım böyle hatalar yapmazdım TIKTIK.

IMG-2489

Konaklama: Ben biletimi 6 ay kadar önce aldığımdan, orta ölçekli temiz bir otelden rezervasyon yapmıştım. Ben rezervasyon yaptıktan sonra kur’lar epey yükseldiğinden tuttuğum otelin fiyatı yarı yarıya neredeyse artmış oldu. İlk başlarda makul gelen fiyat sonra bana çok geldiğinden, AirBNB’den küçük bir daire kiraladım. İyi ki de öyle yapmışım. Zira Londra’da bildiğiniz üzere Zone’lar mevcut. Zone-1, Zone-2 merkezi yerler diyebiliriz. Böyle Böyle 6 zone’a kadar çıkıyor. 15-20 gün Londra’dan kalacaksanız ancak Zone 3 ve ötesine geçersiniz diye tahmin ediyorum. Zone 1-2 de Tube’a yakın her yer Londra’a iş görür. Metro ile her yere ama her yere kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Benim kaldığım ev ise Queensway metro durağına 1 dk yürüme mesafeliydi, HydePark’a 3 dk mesafeliydi. Hiç dışına çıkmadan semtte yaşamınızı sürdürebileceğiniz kadar yeme-içme mekanı, cafesi, marketi, eczanesi bilumum yaşamsal herşey max 1-2 dk’lik yürüme mesafesindeydi. Ücret olarak da tuttuğum otelin 1/2 fiyatına geldi diyebilirim. I love Airbnb diyorum! Kaldığım evin linkini koyuyorum –> TIKTIK. Bu ev olmasa da genel olarak dediğim gibi zone 1-2 de metroya / tube’a yakın her yer iş görür.

Bu arada metro kullanımı elbette çok rahat ve elverişli ancak ben Londra’da otobüs de çok kullandım. Metro’da in-çık çok yoruyor, hele bir durakta tam 180 basamak merdiven çıktıktan sonra (asansörü görmedim 🙂 ) otobüs kullanmaya ağırlık verdim. Çift katlı otobüsler, özellikle üst kat en öne oturunca çok zevkli bir aktiviteye dönüşüyor. Oyster card ile otobüste kullanabiliyorsunuz zaten. Tavsiye edilir.

IMG-2211

Onun haricinde Londra’da hava insanı sinir edecek şekilde değişken. Şehir ikizler burcu 🙂 Bir güneş çıkıyor, diyorsunuz ki kalın giyinmişim, 10 dk sonra bir yağmur başlıyor şarıl şarıl! Bi 15 dk sonra rüzgarlar esiyor, üşüteceğim diye korkuyorsun, sonra bir yarım saat sonra yine güneş! London’lular bu duruma alışmış belli! Ama ben bu durumdan hiç haz etmedim! Çantayı aç şemsiye çıkar, geri koy sonra tekrar çıkar. Şemsiye ile yürümeyi de zaten hiç sevmem. Terlik giysen yağmurda olmuyor, diğer türlü bazen sıcak geliyor derken günler geçti. Sanıyorum İngilizlerin bu soğuk ve snopluğu iklim ile ilişkilidir diye düşünmekteyim.

İş çıkışları ile ise ayrı bir olay. O kadar kalabalık oluyor ki metroları, görevlinin içeriye adam ittirdiğini görmüşlüğüm var. Bizim “Zincirlikuyu Metrobüs” gibi düşünebilirsiniz. İnsanlar işten çıktıktan sonra direkt Pub’lara gidiyorlar. Pub’ın içine de girip oturma durumu yok, kapıda ellerinde içecekleri bir dikilme hali. Oturun adam gibi sohbet edin dimi? Yok! Ayakta bekliyorlar. Pub bizim bazı yerlerde hala olan kahve kültürü gibi bir şey sanırım. Orada sosyalleşiyorlar. Aşağıdaki resimden anlayacaksınız 🙂

IMG-2345

Ve Büyük dosya açılıyor: Londra Gezilecek Görülecek Yerler!

OMG! Bu yazı uzun olacak! 🙂 Yerleri lokasyon bazlı birbirine yakın şekilde yazacağım ki yollarda heba olmayın. Yani bir yere gitmişken 2-3 aktiviteyi beraber yapacağınız şekilde yazacağım. Ser’de optimizasyon ruhu var, napacaksınız 🙂

Bir de yazı bolca mağaza/ dükkan tavsiyesi de içerir. “Ben buraya kitapçı gezmeye mi geldim yahu, 2 saattir sıkıldım” şeklinde cümleler de işittiğimden ötürü (yine isim verip, rencide etmiyorum 🙂 ) , alışveriş yapıp, dükkan gezmeyi, kitapçı gezmeyi sevmeyen kişiler bu yazıya müzeler noldu müzeler şeklinde yaklaşabilirler. Oraları da yazacağız efendim, sabır. Let’s begin!

Oxford Street-Regent Street- Piccadilly Circus- Leicester Square- China Town- Trafalgar Square

Ben kendimce buraya 1. bölge demek istiyorum. Alışveriş, eğlence, yeme-içme, müzikaller, gösteriler, sokak aktiviteleri daha ne ararsanız burada! Tamamı için iyi ihtimal ile 1 tam gün; alışverişe kendinizi vuracaksanız 2 gün ayırmanız gereken bölge.

Oxford Street; bir ucu Marble Arch bir ucu Tottenham Court’a uzanan alışveriş caddesi. Caddenin bir başında bir de orta-sonunda kocaman devasa 2 Primark yer alıyor. İkonik tüm markalar bu cadde üzerinde yer alır. Oxford Street’te daha çok M&S, McDonald’s, Primark, Uniqlo, Zara vs. gibi daha bence ulaşılabilir markalar yer alıyor. Gezmesi görmesi çok keyifli bir cadde. Bizim Bağdat Caddesi’nin 2-3 katı büyük, daha karizmatik halini düşünebilirsiniz. Cadde üzerinden Soho’ya, Regent St’ye ve Covent Garden bölgesine kolaylıkla yürüyerek geçebilirsiniz.

Regent St; Piccadiliy Circus’tan Regent Park’a kadar devam eden, daha afili cadde. Ünlü oyuncak mağazası Hamley’s, Burbery, vb. gibi mağazaların bu cadde üzerinde şubeleri yer alıyor. Oxford’a göre daha Nişantaşı-vari düşünebilirsiniz.

Piccadilly Circus; Çakma Times Meydanı diye özetleyebilirim. En en en sevdiğim dizi olan Sherlock Holmes’u giriş Intro’sunda gördüğünüz yanarlı-dönerli meydanın ta kendisidir. Intro için tıktık. Buraya akşam/gece denk getirmelisiniz.

IMG-2380
Şu kız ben değilim 🙂

Leicester Square;  Sokak sanatçıları, sinemalar, müzikal, opera’lara ev sahipliği yapar. Hemen aşağısı Trafalgar Meydanına çıkar. Meydanda M&M Shop ve Disney Store’da yer alıyor. Benim önerim meydanın hemen içinde Pizza Hut var ve slice pizza satıyor. Oradan ufak bir pizza alıp, meydanda performansları izleyip yiyebilirsiniz. Güzel keyif 🙂

IMG-2347

Trafalgar Meydanı; The National Gallery’nın hemen önünde yer alan meydan, Londra’da önemli etkinliklere de devamlı ev sahipliği yapıyormuş. Meydanda yer alan pek çok heykel ve ikon yer alıyor. Hepsinin de bir anlamı ve hikayesi var. Bu hususta sizlere “Piri” uygulamasını tavsiye ediyorum. Uygulama sayesinde ben Londra’nın pek çok yerine ait hikaye ve detayı yerinde öğrenmiş oldum.

IMG-2364

China Town; China Town, NYC’deki China Town’un yanında daha sembolik ve minik kaldı bana. Dükkanlarda satılan plastik gibi kauçuğa dönmüş ördek midir artık ne etidir, mideniz kaldırırsa yiyebilirsiniz. Ben gördüm ve geçtim.

IMG-2349

Nothing Hill – Portobello Road – Abbey Road- Regent Park- Sherlock Holmes Museum- Madame Tussauds- Camden Town- Camden Lock

Yine tam bir günlük bir güzergah. Burada güzergahları 2’li 3’lü blokladım. Ortalama 8-9 saatlik bir rotadan bahsediyorum. Hadi bakalım.

Nothing Hill – Portobello Road; Nothing Hill filmini izlemeyeniniz var mı? Varsa dahi var demiyoruz, usulca Netflix’e gidiyoruz ve izliyoruz 🙂 Bir dönem kızları Hugh Grant’a, erkekleri Julia Roberts’a ve kahredicisi güzel gülüşüne aşık eden filmden bahsediyorum. Filmde Hugh Grand Nothing Hill’de oturuyor ve orada bir kitapçı işletiyor. Bölgede evler sayfiye havasında, rengarenk-cıvıl cıvıl. Daha metropol gibi değil de kasaba/village havası alıyorsunuz.

Bölgede yer alan Poundland ( 1 pound’cu ama güzel şeyler var 🙂 ) ve Cath Kidston burada şubeleri var. Portobello Road’da ise pazar günleri kurulan yerel pazarın yanı sıra her gün kurulan bir sabit pazar da yer alıyor. Eğer şanslıysanız yılın bir bölümünde yapılan Nothing Hill karnavalına denk gelebilirsiniz. Benim gittiğim dönemde maalesef yoktu. Ve tabi ki meşhur kitapçıda foti çekmeyi unutmuyoruz 🙂

IMG-2251

Abbey Road; Lise hazırlıkta dinlediğimiz Yesterday ve Let It Be şarkılarının yaratıcıları, efsanevi Beatles grubunun efsanevi albümüdür. Bazı müzik otoritelerince tarihin en iyi kaydı diye anılır. Albümün kapağı da kayıt stüdyosunun yakınlarındaki Abbey Road (aslında yaya geçidi ) çekiliyor. Güncelde merkeze birazcık uzak olsa da, bildiğiniz dümdüz bir yaya geçidi olsa da ve hala trafik aksa da (bildiğiniz trafik akıyor biz yolun ortasında durup poz veriyoruz, şöfor olsam sağlam söylenirdim yani 🙂 ) kalabalık ve o kadar ikonik ki bu pozu vermeden duramadım 🙂 Ancak şunu söylemeliyim ki benim favori grubum Queen’dir 🙂 Bohemian Rhapsody!

5DB1FC25-C0D1-474F-B325-A1EC2D9D324D

Regent’s Park; Kraliyet parkları arasında bana kalırsa en iyisi! Hyde Park’ın namının yanında gölgede kalsa da zamanı durdurup, orada kalmak isteyeceğiniz güzelliktedir.

Sherlock Holmes Museum; Sir Arthur Conan Doyle’nin eseri sonucu doğan hayali kahraman. Kendisi sosyopat ve aşırı zeki bir karakter, ben dizisinin yanında kitaplarını da okumuşluğum var. Tabi Sherlock Holmes sevgimde Benedict Cumberbatch etkisi büyüktür, zira Enigma’yı da, Dr. Strange’i de koşa koşa izlemiş ve Robert Downey Jr. lı Sherlock Holmes’u bir ihanet sayarak red etmişimdir 😀 Baker Street’te 221B nolu evde, Doktor Watson ile birlikte yaşamaktadır. Aslında 221B nolu bir ev falan yoktur, Londra Belediyesi bu eve özel bu no’yu vermiştir. O kadar popüler olmuştur ki ev müzeye dönüştürülmüştür. İnsanlar sırf şapkası ve piposu ile foto çekilmek için 16 pound veriyorlar. Tabi ki bendeniz önünde foto çekilip, yoluma devam ettim 🙂 Benedict Cumberbatch olaydı 116 pound bile verebilirdim, ayrı konu 🙂 Sherlocked:)

IMG-2304

Madame Tussaund; Dünya’nın önemli metropollerinin çoğunda yer alan bal mumu müzesi Madame Tussaund, Sherlock Müzesine çok yakın. Vaktim bol, ünlülerin bal mumu heykelleri ile foto çekilirim derseniz gidin, ben NY, Amsterdam ve Prag’dakine gittiğim için burası eksik kalsın dedim.

Camden Town-Camden Lock Market; Şehrin kuzeyinde kalan Camden Town-Camden Lock bol hediyelikçi ve yeme-içme mekanı barındıran bir semt. Londra’da hediyelik ve daha makul fiyatlı yemek yemek isterseniz buraya mutlaka uğramalısınız. Ünlü şarkıcı Amy Winehouse’da (RIP Amy) Camden’lıymış. Kendisi ile aynı boyutlarda bir heykeli de var Camden’da.

e08f31d1-1dd2-470b-84fd-e49936b797bb

Camden’da çok güzel yeme-içme alternatiflerinin yanı sıra pek çok mağaza da yer alıyor. Soluk Londra’nın çiçek bahçesi olarak tanımlıyorum ben Camden’ı. Gidiniz görünüz efendim.

6b38208c-a007-4d1d-a050-73e496ee1db3

Hyde Park- Kensington Palace- Royal Albert Hall- Natural History Museum- Victoria & Albert Museum-Harrods

Hyde Park-Kensington Palace; Hyde Park şansıma kaldığım eve o kadar yakındı ki, 2 dakika kadar yürüyünce parkın içinde buluyordum kendimi. Buraya tek başıma sabah yürüyüşlerine çıkıp koştum, yürüdüm, foto çekildim, banklara oturup meditasyon yaptım, ben bu Avrupa’lıların park işine gerçekten hastayım!

IMG-6417

Hyde Park’ta amaçsız, haritaya bakmadan gezerken bir anda karşıma Kensington Palace çıktı. Şuan içinde Kate & William çifti yaşıyor. Eskiden Diana ve kıl kuyruk kocası Charles da burada yaşıyorlarmış. Evin etrafında güvenlik vs. yok, Kateeeee diye bağırsan içeriden duyacak kadar yakın. Geleceğin kral ve kraliçesi, açıkçası beni şaşırttı bu durum. Zaten gün içinde Kate, bebişlerini dolaştırmak için sıklıkla Hyde Park’ın Kensington Bahçeleri kısmına çıkıyormuş, bu durum çok normalmiş. 

ssss

Royal Albert Hall; Beni Londra’da en çok etkileyen şeylerden biri de Kraliçe Victoria ile eşi Albert’ın aşkı oldu. Amcası ölünce tahta çıkan Victoria aynı zamanda kuzeni olan Albert ile evlenir. Bu evlilikten 9 çocukları olur. Victoria kocasını o kadar sever ki, aynı zaman da kocası da onu, onu hem akıl danışmanı olarak hem de hayat arkadaşı olarak yerlere göklere koyamaz. Kocası Albert halk ile arası iyi olan, çok monarşik takılmayan bir beymiş, 43 yaşında bir ziyaret sırasında sanıyorum tifo virüsü kapıyor ve ölüyor. Tabi Victoria depresyona giriyor. Tam 5 sene halkının karşına dahi çıkmıyor. Kocasının kıyafetlerine sarılıp yatıyor, adeta kocası yaşıyormuş gibi ev içi rutinlerine devam ettiriyormuş. İş böyle olunca halk içinde huzursuzluklar çıkmaya başlamış, çevresinin telkiniyle Victoria tekrardan işleri eline atmış. Ama kocası öldükten sonra siyah dışında asla renk elbise giymemiş, matemim ömürlük demiş. Şimdi nerede böyle aşklar 🙂

Bu arada Victoria döneminde İngiltere o kadar güçlenmiş ki, üzerinde güneş batmayan ülke yakıştırması bu dönem yapılmış. Bu arada 9 çocuğunun tamamı Avrupa’da yaşayan diğer kraliyet ailelerinin çocukları ile evlenmiş olduğundan, neredeyse tüm Avrupa’nın royal kanında Victoria’nın DNA’sı mevcut. Bu yüzden Victoria’ya, Avrupa’nın babannesi de deniyor. 

Albert’da sanata çok meraklı olduğundan Royal Albert Hall inşaa ettiriyor. Royal Albert Hall tarih boyunca çok iyi müzisyenleri ağırlamış bu arada. Ben bir Adele konserine, burada gitmek isterim şahsen (çok isterim hatta 🙂 ) TR’den Sezen Aksu ve Zeki Müren de Royal Albert Hall’de konser vermiştir.

IMG-2538

Natural History Museum; yani Doğa Tarihi Müzesi. Londra’daki tüm müzeler ücretsiz ki Dünya’nın en iyi müzelerinden bahsediyoruz, bu müthiş bişi!

IMG-2561

Doğa Tarihi Müzesinde ise insanın dünyaya gelme sürecinden, vücudumunun fonksiyonlarına, hücreye, organlara vs. pek çok biyolojik süreç hikayeleştirilerek ve betimlenerek anlatılmış. Yıllardır biyolojide gördüğümüz pek çok şeyi burada, bu kadar güzel anlatılıyor olması çok güzel. Zaten içerisi okul grubu kaynıyor. Çocuklar ellerinde kalem defter ders işliyor, çok özenilesi.

IMG-2565

Bunun yanında pek çok hayvan gerek doldurularak gerek iskelet halinde sergileniyor. Sadece çok kalabalık, onun haricinde kesinlikle gezilip görülmeli!

IMG-2558

Victoria & Albert Museum; Bu çiftin müzeleri olmayacak mı sandınız? Dünyanın her yerinden sayısız parçanın bulunduğu ve Ortaçağ’dan kalma heykel, kostüm, ev eşyaları, mücevher ve gümüşlere kadar uzanan oldukça geniş bir koleksiyon ziyaretçilere sunuluyor.

Harrods; Lady Diana’nın öldüğünde yanında olan o zaman ki boyfriend’i Dodi-El Fayed Bey’in babası Muhammed El-Fayed’e ait, i-na-nıl-maz lüks mağaza. Mağaza demek haksızlık aslında AVM burası. Özellikle yılbaşı döneminde ışıklandırması ile nam salıyormuş, rabbim nasip eder de ışıklarını da görürüz inşallah Harrods diyorum 🙂

harrods_harrods_d354ab9fb04891b3cd2c56ad97ef1b6f.jpg
Görsel Googling 🙂

Buckingham Palace- St. James Park- Big Ben- London Eye- Borough Market- London Bridge-Sky Garden

Buckingham Palace; 602 odalı kraliyet sarayıdır kendileri. Queen içerideyse ayrı bayrak, değilse UK bayrağı asılı olur.

fkfk
Meşhur geçit yolu, ezilmeden çekildim 🙂 Bilin bakın kim burada?? (Trump Klanı)

Her gün binlerce turist saat 11:00’de yapılan asker değişimini izlemek için hazırda bekler. Yerini bulamam diye endişe etmeyin, kalabalığı takip edin yeter 🙂

3DF78993-5250-41CC-B5FF-DAB39FF1C2F2
Bu devirde kimse hükümdar değildi hani?

St. James Park; Buckingham’a çok yakın olan, sincaba ve türlü çiçeğe doyabileceğiniz çok bakımlı bir Londra parkı. Ben değil foti’ler konuşsun.

xx

IMG-2424

Big Ben; Bana bunu yapmayacaktın Bigben! Bakıma girecek zamanı mı buldun? O ikonik fotoları çekemeden döndüm. Big Ben sanıldığının aksine kulenin değil, çanın adıdır. Çan’ın ağırlığı 13 tonmuş merak edene 🙂

tel.jpg
Bu saçma pozu hangi akla hizmet verdim acaba??

London Eye; Millenium’a özel hazırlanan ama sonradan çok sevilerek mevcut yerinde kalan dönme dolap. 25 pound’luk ücreti ve uzun sırasıyla sizin canınızı sıkar ama manzarası ile bunu unutturur. Binin gitsin 🙂

FBDECC83-B746-4E00-844D-E8FB7E111591

Borough Market; Yine Londra’da sevdiğim yerlerden biri 🙂 Açık yerel pazar gibi düşünebilirsiniz. Özellikle öğle yemeğine ya da atıştırmaya buraya gelin. Girişteki fırından permasanlı- yeşil zeytinli çöreğin tadı hala damağımda 🙂

London Bridge; Valla Fergie’nin şarkısı üzerine gittiğim Tower Bridge yanında gösterişsiz olan köprüdür. Borough Marketten 3 adımdır 🙂

SKY Garden; Yine bir sinsirellalık öyküsü ile karşınızdayım. Eğer London Eye binmek ona o kadar para vermek istemiyorum, ama Londra’nın da kuş bakışı görüntüsünü çok merak ediyorum derseniz Sky Garden diyorum 🙂 Websitesinden ücretsiz rezervasyon yapıp, gidebilirsiniz. Kendi sitelerinden bir görüntü koyuyorum, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Home_Letterbox_1_0.jpg

Tower Bridge- Covent Garden- Apple Market- British Museum

Tower Bridge; Açılıp kapanabilen, Londra’nın en ikonik 5 yapısından biri.

IMG-2494

Covent Garden & Apple Market; Londra’da en severek gezdiğim ve zevk aldığım yerlerden biri Covent Garden ve civarı kesinlikle. Apple Market ise Covent Garden’ın içerisinde yer alan bir daha çok el emeği ürünlerin satıldığı mini-pazar diyebilirim. Covent Garden’da Laduree, Godiva vb. global markaların yanı sıra, bizim Taksim’deki Karınca’ya benzer dizayn ürünler satan yerler de var. Hani alsanız bir işe yaramayacak ama almak için çıldırdığınız şeyler var ya, onlar 🙂 Tabi ki Kübra Laduree’a ve macaronlara düştü 🙂 

IMG-2507

IMG-2508

British Museum; Yine bir ücretsiz Londra müzesi daha. Başka ülkelerden çakozlaya çakozlaya devasa bir müze yapmışlar tebrik ediyorum. İçerisinde bizim osmanlı döneminde sultanların giydiği kıyafet ve çiniler vs. var. Bizim çinilerin ne işi var orada diyorsunuz. Onu geçtim adamlar mumya çalmışlar 🙂 Adamlar içine Artemis Tapınağı inşa etmişler, bizi geçtim Mısır ve Antik Yunan’da başka eser kalmamıştır herhalde, zira müzede 4 milyon eser varmış! Taktir edilesi. Sırf burası için Londra’ya gelinmeli! Hakkıyla gezmek için 1 tam gün öneriyorum.

IMG-2546

IMG-2549
Sanat-killer!

IMG-2550

Sporsal Aktiviteler

Bildiğiniz üzere İngiltere futbolun beşiği! Onun haricinde Wimbledon’a da ev sahipliği yapıyor. 

Daha önce Camp Nou’da maça gitmiş biri (Arda gol atmıştı ahaha:) ) olarak stadyum gezmeye bayılıyorum. Bu sebeple Londra takımlarından birinin “Experience Tour’una” gitmek istedim. Arsenal, Tottenham, Fulham ve Chelsea var benim bildiğim. Bir Beşiktaş’lı olarak elbette Chelsea’ye gitmek istedim. Sergen Reis’e selam olsun 🙂 Bilet için TIKTIK

Stamford Bridge, Chelsea bölgesinde, ufacık bir stat. Tribün sahaya o kadar yakın ki “Drogba’lar, Eden Hazard’lar buradan ne izlenir be” diye düşünüyor insan.

Sevdiğim Mağazalar Neler?

En sevdiğim bölüm, mağaza & alışveriş! Alışveriş sevmeyen bizden değildir! (Biz kimsek artık 🙂 )

1- Primark ( 4 saat! )

0bbcb9b5-7042-411b-9b2d-c38ceaa3ab56

2- Cath Kidston (1 saat! )

IMG-2222

3- Foyles  ( 3 saat! )

Efsane bir kitapçı.

4- Paperchase

Kırtasiyeci

5- Uniqlo

6- Forever 21

7- Urban Outfitters

8- Hamleys

9- Stanfords

İlk sıraya koymam gerekir belki de, seyahat temalı bir kitapçı.

3C1CDC53-8819-46B8-A984-6EADD383644E

10- Poundland ( 1 Pound’cu 🙂 )

11- Whole Food Markets ( Market aslında ama burayı da çok seviyorum 🙂 )

12- Flying Tiger (artık tüm ürünlerini ezberledim 🙂 )

13- TK Maxx ( Crocs ayakkabılar 10 pound 😉 )

14- Twining 

Earl Grey’e bayılanlar parmak kaldırsın.

IMG-2510

15- Selfridges

****

15 tanecik dükkan için çok söylenildi, nedir yani 🙂 Bu arada şunu da söylemeliyim ki Cath Kidston ve Twining’s in havaalanı mağazasından almanızı tavsiye ediyorum. Tax free olduğundan daha ucuz. Hatta Cath’de açık açık yazıyor, işte Soho’daki mağaza 36.5 pound, burada 25 pound gibi. Çay’da da tenekesi 8 pound olan çay burada 6.75 pound. Bilginiz olsun 🙂

Londra Yeme-İçme Tavsiyeleri

Londra helal food anlamında sizi çok mutlu edecek bir yer. Bu konuda çok duyarlılar gerçekten.

Tavsiyelerim çok fazla gurme tavsiyeler değil, aç karnımız doysun felsefesi ile yedik, öyle pahalı restoran önerileri bulunmuyor baştan söyleyeyim 🙂

1- Nando’s Nando’s Nando’s

Tamamen helal chicken satan leziz mi leziz tavuk zinciri. Çok iyi! Ortalama 2 kişi 20-25 pound civarı çıkarsınız. Detay için TIKTIK.

2- Golden Union

Fish and Chips’in, Sultanahmet Köftecisi gibi meşhur hali. Porsiyonlar çok büyük, 2 kişi 1 porsiyon yemenizi öneririm. 2 kişi ort. 35-36 pound’a çıkarsınız, paylaşırsanız bu 1/2 olur. Fiyat/perf. idare eder.

IMG-2336

3- Flat Iron

Denmark St.’daki mağazasına gittiğimiz Flat Iron o kadar kalabalık ki, gidip kayıt oluyorsunuz, 1 saat kadar sonra SMS gelir masanız hazır diye. 11 pound’a müthiş lezzetli steak ve salata yiyorsunuz. “Must Go” yerlerden biri.

ssss.jpg

4- Ben’s Cookies

Her ürünü efsane güzel, ama tavsiyem Double Chocolate & Nuts!

5a902bd3-db64-4e00-9ca2-ff3bcd63526e

 

5- The Hummingbird Bakery

Red Velvet Cupcake; good job!

6- The Halal Guys

NYC’den tanıdığımız, düşük bütçelinin dostu, canımız ciğerimiz The Halal Guys, London’da da varmış meğer, Trafalgar’a çok yakın.

IMG-2357

7- Ali Ocakbaşı

Bizim Eminönü’nde ve Amsterdam’da gördüğüm cool kebapçı Ali Ocakbaşı London’da da varmış, The Halal Guys’un bitişiğindeydi, yeri ortam ambiyans on numara. “Ben türk mutfağını özledim anacım” diyenlere tavsiyemdir.

8- Simit Sarayı & Kahve Dünyası 

Simit Sarayı o kadar çok gördüm ki bence en az 10 şubesi vardır Londra’da. English Breakfast aç insanı yemeden tok hale getirir, bence Allah affetsin ama çok kötü! Bir yerden sonra insan gerçekten simit istiyor, zeytin istiyor. o hususta simit sarayı iyi ki var. Kahve Dünyası da öyle.

9- M&S Food & Pret A Manger

Her yerde şubesi olan Pret a Manger ve M&S Food şu şekilde çalışıyor; sandviç (pek çok çeşit) + 1 içecek + 1 snack (muz, elma, gofret, küçük lays/doritos, ufak kuruyemiş’ten birini seçiyorsunuz) toplam 3 pound – 4 pound civarı bir ücret ediyorsunuz. Güzel bir atıştırmalık & ara öğün imkanı sağlıyor.

10- Pizza Hut

Yılların Pizza Hut’u bunu mu yazdın yahu diyebilirsiniz. Biliyorsunuz bizdeki Pizza Hut’ların büyük bölümü kapandı, gitti. Burada dilim pizza halinde ufak kioks gibi dükkanlardan alıp yemek benim çok hoşuma gitti 🙂


Bu yazının bittiğine inanamıyorum tam 1 haftamı aldı diyebilirim 🙂

Toplamda 108 bin adım attığım, 67 km yürüdüğüm, her gün en az 5-6 kere vasıta kullandığım Londra’yı yazmak da kolay olmayacaktı elbette 🙂  Haritadan 91 yer tag’lemiştim giderken, Greenwich ve Arsenal’in stadı hariç neredeyse tamamına gidebilmişim, tabi ayaklar ve bel bağımsızlığını ilan etti, o ayrı bir konu 🙂 

Londra, hem konum itibariyle hem demografik açıdan Avrupa’dan gerçekten farklıymış, bunu yaşamış olduk, Avrupa’nın Amerika ile harmanlanmış hali olarak düşünebilirsiniz. Evet vizesi zor, pound yüksek ama gerçekten alternatifler ile pek ala bütçenizi dengeleyebileceğiniz çıkış noktaları da var.

Londra öyle bir şehir ki bence 3-4 ay kalınsa, evet ben bu şehri çözdüm diyebilirsiniz. NYC’de öyle. Turist olarak ise bence 5 gece-6 gün hatta en az 1 hafta mutlaka ama mutlaka kalınmalı! 

Umuyorum gideceklere faydalı olur,

Sevgilerimle

Kübra

1280px-Flag_of_the_United_Kingdom.svg

 

6 comments

  1. Çok detaylı bir yazı olmuş, haftaya gezimiz var ve 1. kaynak olarak bu yazıyı alacağım! elinize sağlık

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s