Amsterdam Gezi Rehberi

Avrupa’nın özgürlük başkenti olan Amsterdam’ı sizlerle paylaşmak büyük bir zevk 🙂

Amsterdam, gezdiğim ülkeler arasında, ben burada yaşamalıyım dediğim tek şehir oldu. Benzersiz mimarideki evleri, bisiklet kültürü, İstanbul’da görmeyi-görebilmeyi hayal bile edemeyeceğiniz “farklılıkları” özetleyecek olduğum Amsterdam yazısına başlıyorum.

Amsterdam İçin Teknik Bilgiler:

Amsterdam, Hollanda’nın başkenti ve Hollanda’nın en kalabalık şehri. Avrupa’nın en büyük ve karmaşık havaalanlarından biri olan Schiphol Havalimanı’na inerek veya Avrupa’nın herhangi başka bir şehrinden tren ile Amsterdam’a geçebilirsiniz.

Sabiha Gökçen’den de Atatürk Havaalanından da çeşitli havayolu şirketinin epey bir seferi var. Yolculuk yaklaşık 3 saat 15 dakika sürüyor.

Schiphol, gerçekten havaalanı sıkıcılığından çok çok uzak bir havaalanı. İçerisi adeta AVM gibi. Pek çok dükkan, kahve-yiyecek zincir mağazaları yer alıyor. Çok büyük bir free-shop’a sahip. Schiphol’ün bavul dağıtım mekanizması ile ilgili izlediğim bir belgesel çok ilgi çekiciydi. İzlemek için TIKTIK.

Schiphol’den şehir merkezine ulaşımı hiç dert etmeyin. Havaalanından çıkmadan sadece 1 kat aşağı inerek, sadece 15 dakikada, 4,5 Euro karşılığı, Avrupa’nın en çekici ve büyük tren istasyonu olan “Amsterdam Centraal Station’a” geliyorsunuz. Bileti bankolardan kredi kartınız ile kolayca kendiniz alabilirsiniz.

Amsterdam Centraal Station’da adeta bir Haydarpaşa Garı havası var. Hem çok tarihi hem de çok merkezi. Adeta tarih kokuyor, insana enerji veren nostaljik bir havası var.

centaal

Diğer Teknik Detaylar

Yeşil pasaportlu şanslı kitle haricindekilere schengen vizesi istiyor. Para cinsi ise “Euro”.

Amsterdam ucuz mu pahalı mı diye soracak olursanız, ne çok ucuz ne çok pahalı diyebilirim. Ama pek çok Avrupa ülkesinden daha ekonomik geçinebilirsiniz. Zira her yerde “Albert Heijn” adında bizim Carrefour tarzı süper marketler mevcut. Burada su yaklaşık 0,69 Euro, peynirli sandviçler 3,99 Euro civarıydı. En çok da manav reyonunda satılan meyve salatalarını sevdim. Hemen Dam Meydanı’nda kocaman bir mağazası mevcut. Başka yerlerde de irili ufaklı “Albert Heijn’ler” görebilirsiniz. Buradan, bazı öğünleri geçiştirebilir, hem de yediğinizden emin bir şekilde karnınızı doyurabilirsiniz.

albert

Amsterdam’da nerede kalabilirsiniz sorusunda ise biraz daha özgürsünüz. Zira Amsterdam’da her yer birbirine çokta uzak değil. Biz “The Old Lady” adına bir butik otelde kaldık. Çok memnun kaldık. Her yere çok yakın bir lokasyondaydı. Hemen nehir kenarında yer alan otelde, kahvaltıyı otelin sahibi arkadaş sizin istediğiniz gibi hazırlıyor. İşte yumurtam rafadan olsun vs. diyebiliyorsunuz. Ev sıcaklığında bir oteldi. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bunun yanında Ibis Otel gibi zincir oteller de Amsterdam’da mevcut. Bütçe/kalacağınız gün bandında tercihlerde bulunabilirsiniz. The Old Lady için detay TIKTIK.

Bir de Amsterdam’da dikkatimi çeken bir diğer ilginç şey ise ödeme sistemleri. Mesela oteldeki çocuk iphone’a bir aparat takarak, telefonu pos cihazı haline getirdi ve otel faturasını doğrudan mail attı. Yine aynı şekilde, şehirde çok yoğun temassız kart kullanımı mevcut. Alışveriş yaptıktan sonra size sadece pos slibi veriliyor, alışveriş fişi diye bir şey yok. Bunu görünce aklıma Migros’un 3 metrelik kasa fişleri geldi. Yaptığınız alışveriş 5 TL, fiş 1 metre:)  Neyse konu dağılmasın:)

Şehir İçi Ulaşımda Neyi Kullanabilirsiniz?

Amsterdam’da bildiğim kadarıyla bir metro hattı bulunmuyor. Otobüsler ve tramvayları sıklıkla görebilirsiniz. Ben kaldığım 3 gün boyunca sadece 1 kere otobüse bindim. Onun haricinde tamamen yürüdüm veya bisiklete bindim. Bisiklet, Amsterdam’ın en yoğun kullanılan ulaşım aracı. Kiralamak isterseniz de pek çok seçenek mevcut. Bisiklet kültürünün ise ulaştığı yer muazzam. Ailecek, bebekli kadınlar dahi bisiklet kullanıyor. Bisikletin ayrı bir yolu ve trafiği mevcut. Bisiklet ışıkları ve otoparkları bile mevcut. Siz siz olun, bisiklet yoluna yaya olarak girmeyin, az daha eziliyordum 🙂

Bu da bir bisiklet otoparkı:)

img_2899

Hava konusuna da değinmeden geçemeyeceğim, Amsterdam’a mart ayında gitmemize rağmen ciddi soğuktu arkadaşlar. Aralık-Nisan bandında gidecek arkadaşlara, bilimum içlik-kalın mont-kışlık bot kombini tavsiye ediyorum.

Amsterdam’da Yapılacak Aktiviteler- Görülecek Yerler

Dam Meydanı ve Madame Tussauds

Dam Meydanı, şehrin merkez meydanı diyebiliriz. Tren istasyonunu sırtınıza verip, aşağı doğru kaptırdığınızda yaklaşık 7-8 dk bir yürüme mesafesinde kalıyor. Madame Tussauds müzesi, Ulusal Anıt ve Kraliyet Sarayı bu meydanda yer almaktadır. Amsterdam’a gelmişken mutlaka Madame Tussauds müzesine gitmenizi tavsiye ediyorum. Müze dediysek sıkıcı kılıç-kalkan göreceksiniz demiyoruz:) Ünlülerin bal mumu heykellerini burada göreceksiniz. Ben en çok Bob Marley ve Dj Tiesto’yu sevdim. Epey büyük olan müzeyi gezmek için 2 saat mutlaka ayırın. Biletleri, bir önceki geceden alırsanız hem bir tık daha az öder, hem de ertesi gün sıra beklemezsiniz. Normalde bilet 22,5 € iken akşamdan alırsanız 20 € civarına düşmektedir.

img_2825

Red Light District

Kırmızı fener sokağı/mahallesi şeklinde Türkçeleştirebilirsiniz. Bir iki sokak boyunca, camekanların arkasında duran bayanların yer aldığı (Allah’ım yazmak ne kadar zor!) ve camekanların içinde yanan kırmızı ışık’tan adını alan sokak. Çevresinde bol bol Coffee Shop ve gece kulübü mevcut. Aileler çocuklarıyla vs. buradan geçebilmekte. Tamamen turistik bir aktivite olarak da hizmet veren sokakta, video-kayıt çekmek yasak. Cam’ın arkasında hayat nasıl tarzı turlar var. Gündüz ayrı-gece ayrı görmenizde fayda var. Olayın geneli çok turistik bir hale getirilmiş, çekinmeyin yani:)

Şu bilgiyi de vererek Red Light District defteri kapatayım:) dönem dönem başa gelen muhafazakar parti yöneticileri, Red Light ile aksiyon almaya çalışsalar da bölgenin kinetik turizm getirisinden ötürü bunu hiçbir zaman realize edemiyorlarmış.

Çiçek Pazarı

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan, sana sarı laleler aldım çiçek pazarından:) Bloemenmarkt yani çiçek pazarı Amsterdam’ın bir başka turistik yeri. Sıra sıra dizilmiş çiçekçilerden, Hollanda’nın meşhuru lale & lale soğanı alıp, hediye götürebilirsiniz. Yine aynı bölgede bol bol hediyelik eşya dükkânı yer almaktadır. Hediyelik alışverişlerinizi burada halledebilirsiniz.

img_2904

Çiçek pazarından kaptırıp yürümeye devam ettiğinizde ise Rembrandtplein’a geliyorsunuz. Rembrandtplein ( itiraf ediyorum bunu kopyaladım, zira yazmak 5 dk falan sürüyor 🙂 ), Amsterdam’ın diğer bir eğlenceli meydanı. Çevresinde pek çok kafe ve mağaza yer alıyor. Özellikle hafta sonu meydan, çeşitli etkinliklere sahne olabiliyor. Burada soluklanıp, meydandaki kafelerde atıştırabilirsiniz. Meydana bağlanan caddede pek çok güzel mağaza mevcut. Burada küresel markaları da bulabilirsiniz.

Meydanda yer alan bir dükkâna ait görüntüyü sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi hayallerdeki dükkân 🙂

img_2975

Vondelpark

New York’ta Central Park, Londra’da Hyde Park, İstanbul’da, şey İstanbul’da tam benzeri olmasa da 🙂 neyse, burası da o 🙂

Çimlere yayılmak, koşmak, bisiklete binmek, paten kaymak, grup aerobiği yapmak, pilates yapmak ve hatta piknik yapmak için olağanüstü bir yer. Şehrin içinde böyle bir oluşum, gerçekten olağanüstü. Biz pazar sabahı gitmiştik. Gerçekten grup halinde koşanlar, pilates yapanlar. Orada o kadar yabancı kaldık ki, karşındaki suşi yerken, kürt böreğine pudra şekeri döken insan kıroluğu ile kalakaldık 🙂

Neyse ki sonra bisiklet vs. kiralayarak ortama biraz daha adapte olduk:) göller, kuğular, yeşilin 50 tonu 🙂

vondelpark

Vondelpark, Amsterdam için bir “must” arkadaşlar, gezmeden dönmeyin.

Museumplein

Müzeler bölgesi denebilir. Van Gogh Müzesi ve Rijksmuseum (nasıl okunuyor deseniz söyleyemeyeceğim), burada bulunuyor. Ve o meşhur, fotoğraf çekilmeden dönerseniz, “sallama be Amsterdam’a falan gitmedin sen” gibi lafları duymanız muhtemel “IAmsterdam” yazısı da bu bölgede yer alıyor. Size tavsiyem burada 5 dakika durarak insanların şekilden şekle girerek verdiği eğlenceli pozları izlemeniz 🙂  Ayrıca ilgili meydanın önünde büyük bir yeşil alan mevcut. Orada da Amerikan futbolu-vari oyun oynayan gençleri izleyebilirsiniz.

img_2896

img_2938

Heineken Experience

Baştan söyleyeyim, alkol tüketmeyen bir aileyiz. Ama mühendis olduğumdan ötürü süreci merak ettiğim için ününü çok duyduğumuz Heineken Experience’ye gittik. Bildiğiniz üzere, Heineken bir Hollanda markası. Özellikle şampiyonlar liginin yıllardır sponsoru olan Heineken, fabrika turu ile eğlenceyi birleştirmiş. Önce fabrikayı geziyorsunuz. Arpaların, bira ’ya dönüşüm sürecinden tutun da, nasıl paketlendiğine ve ulaştırıldığını, yer yer eğlenceli interaktif ve bizzat katılım gerçekleştirdiğiniz süreçlerde adım adım işliyorsunuz. Tur bitiminde, markanın sponsor olduğu aktivitelere ait katılım gerçekleştireceğiniz oyunlar bulunuyor. Playstation’dan tutun da, şut atma yarışmasına, bisiklet ile gezmekten tutun da (sonra bu kaydı sizin mailinize atıyorlar), konsept eşliğinde fotoğraflar çektirmeye, onlarca aktivite yapabilirsiniz. Buraya mutlaka 2-2,5 saatinizi ayırmalısınız. Biletinizi online olarak önceden almanızı tavsiye ediyorum. Biletleri online 15 €, kapıda 17€’du.

img_2914

Amsterdam’da Ne Yenir- Ne İçilir?

Bu Bir Kamu Spotu ’dur!!! Arkadaşlar, son söyleyeceği ilk söylemek istiyorum. Pratik Seyahat annenizin onaylayacağı bir blog’tur 🙂 Sizi anneniz gibi düşünür 🙂  Katiyen ama katiyen yok efendim mantarmış, kekmiş, Bulldog’muş, Coffee Shop’muş önermiyoruz. Efendi gibi gidin, efendi gibi gelin 🙂 Zaten her yerde feci bir koku var, eminim ki içinizdeki bir zerre-hücre deneme hevesi pıtırcığı bile varsa o koku ile ölecek!

Şimdi yeme-içme önerilerine geri dönecek olursak, Amsterdam’da şunu yiyin mutlaka yiyin gibi bir öneri veremiyorum.

Ama kesinlikle patates yemeden dönmeyin. Pek çok yerde minik dükkanlarda satılan patates, boy boy satılıyor. XS, S-M-L ve XL. Biz uçaktan inip şehre vardığımızda kurt gibi açtık ve birer L boy patates aldık. İkimizde mümkün değil yarısını bile yiyemedik. Standart insanlar için S hadi bilemediniz M yeterli. Yanına çeşitli soslar döktürebiliyorsunuz. Peynir sosu tavsiye ediyorum. Manneken Frites’i öneririm.

patates

Winkel 43

Beni bırakın beni bırakın beni bırakın bu caddelerde demek istiyorum:) Winkel 43 elmalı turtası ile meşhur bir mekan. Saat 10’da açılıyor. Ben saat 10.30’da gitmeme rağmen (sabahın köründe turta yemeğe gittim evet! ) ki bir önceki gün gittiğimde mekâna giremiyordum bile yer bulduğuma şükrettim neyse, adam 20. Falan pie’ı dilimliyordu. Bir pie’ın ortalama 8 dilim olduğunu varsayarsak, adam günde kaç pie pişirir sorusunun cevabını ben veremedim 🙂 Hemen Türk işi bir hesaba girdim, dilimi bu kadarsa bu adam Euro’ları kırıyor hacı! 🙂 Latte ile bir sevgi yumağına dönen elmalı turtayı denemeden dönmeyin. Winkel’e çok şarkılar yazdım, besteler yaptım. Hatta bir kolaj bile yaptım. Aşağıdadır:)  Unutmadan bir dilim turta 4 €, latte ise 4,5 €’ydu.

capture

Amsterdam’dan Hediye Ne Alınır?

Tahta ayakkabı: Hollanda’nın meşhur tahta ayakkabılarını evinize aksesuar olarak alabilir veyahut aynı ayakkabıların kullanılabilir yumuşak terlik halini alabilirsiniz. Amsterdam’da “Souvenirs’lar” her yerde var.  

Peynir: Antep uçağının dönüşünde herkesin elinde baklava poşeti görürsünüz, Amsterdam uçağında da peynir poşetleri görebilirsiniz 🙂 Hollanda süt ve süt ürünleri ile nam salmış bir ülke. Discovery Channel’da peynir yapılışını ve ne kadar zor ve uzun sürdüğünü izledikten sonra, saygım arttı kuşkusuz 🙂 Gouda, Edam gibi peynirleri alıp, sevdiklerinize ve hatta kendi evinize götürebilirsiniz. Ben peynir konusunda gıcık bir insanım. 2-3 peynir çeşidinden başka yiyemiyorum. O yüzden almadım. Ama alırsanız bozulmadan getirmeniz için neredeyse tüm peynirlerde, bal mumu ile kaplı. Old Amsterdam markasını çok övdüler.

old-amsterdam

Amsterdam notlarımın sonuna gelirken, Amsterdam’a sadece yarım saat mesafedeki VOLENDAM Kasabası’na da gitmenizi tavsiye ediyorum. Gerek adeta bir fotoğraf platosu hali gerekse hediyelik eşyaların Amsterdam’a göre bir tık daha uygun fiyatlı olması sebebiyle, Volendam’a da mutlaka gidilmeli. Volendam Gezi yazısı için TIKTIK.

Yeni yazılarda görüşmek üzere 🙂

Sevgiler

Kübra

www.pratikseyahat.com

pratikseyahat@gmail.com

 

9 thoughts

  1. Her konunun ayrı ayrı başlıklarla ele alınması gezmek isteyen kişilere harika bir yönlendirme olmaktadır. Amsterdam’ı gezmiş biri olarak bu yazıda fazlası var eksiği yok:))

    Beğen

  2. Amsterdam deyince akla alabildiğine sınırsız özgürlük geliyor. Belki İstanbul kadar olmasa da yazınızdan Amsterdam da hemen her insanın kendisi için bir şeyler bulabileceği bir şehir gibi duruyor. Yine güzel bir yazı yazmışsınız. Elinize sağlık. Sağlıklı bol bol seyahatler diliyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s